NAKM

DEGERLI DOSTLAR UYE OLARAK BIZIMLE BU YOLDA YURUYUN...
NAKM

Norvecdeki Alevi dusuncesine sahip olan canlarin bulusma noktasi....


    Alevilik-Bektaşilik, Din Dersleri ve Diyanet

    Paylaş
    avatar
    ali ekiz

    Mesaj Sayısı : 47
    Kayıt tarihi : 20/03/08

    Alevilik-Bektaşilik, Din Dersleri ve Diyanet

    Mesaj tarafından ali ekiz Bir C.tesi Mart 29, 2008 3:41 pm

    “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”.
    Hacı Bektaş Veli
    a. Konunun Önemi
    Türkiye ilginç bir ülke!... Sorunların çözümü, onların içinden
    çıkılamayacak derecede karmaşık hale getirilmesinde yatıyormuşçasına,
    sorunları çözecek/çözmek durumunda olan birtakım kurum ve kuruluşlar,
    önce sorunları görmezlikten geliyor; sonra da çözermiş gibi yaparak işi
    zamana bırakıyorlar. Kürt sorunu böyle... İrtica sorunu böyle...
    Başörtüsü sorunu böyle...Avrupa Birliği ile ilgili sorunlar böyle...
    Akla gelen hangi önemli sorun varsa, çözmek konusunda irade beyan
    edenlerin bile, sorun çözmek gibi bir niyetlerinin olmadığını,
    sorunların kalıcı hâle gelmesinden yarar umulduğunu düşünmeden edemiyor
    insan... İşte Alevilik-Bektaşilik sorunu da, bu kapsamda giderek
    çözümsüz hale getirilmek istenen sorunlardan birisi... Sorunun çözümünü
    zorlaştıran en önemli husus, konu ile ilgili bilimsel araştırmaların
    yok denilebilecek kadar az olması ve bu alandaki bilgi boşluğunun hem
    keyfi Alevilik inşalarını, hem de konunun farklı açılardan istismarını
    kolaylaştırmasıdır. Siyasilerin bu konu ile ilgili olarak söyledikleri
    her söz, attıkları her adım, sorunu daha da karmaşık hale getirmekten
    başka hiçbir işe yaramıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, esasta bir
    istihdam kurumu olduğu gerçeğini unutup, etkinlik alanını genişleterek
    farklı roller üstlenmeye başlayınca, Alevilik konusunda iyi niyetle
    söylenen birtakım sözler bile, Alevi-Bektaşi kesimi ayağa kaldırmaya
    yetiyor. Sorunun çözümü, öncelikle, konu ile ilgili bilimsel bilginin
    üretilmesinde ve bu bilginin etkili yetkili merciler tarafından
    önemsenmesinde ve değerlendirilmesinde yatmaktadır. Avrupa Birliği
    konusunda müzakere süreci başlamıştır. İlerleme Raporları’nda
    Alevilik-Bektaşilik konusunda dikkat çekilen hususlar bile, bilimsel
    bilginin dışında atılacak her adımın, ileriye yönelik çok ciddi
    sıkıntılar doğurabileceğini göstermiştir.
    Alevilik-Bektaşilik Türkiye’nin bir gerçeğidir. Türk toplumunun
    bir kısmı kendisini “Alevi”, “Bektaşî”, ya da “Alevî-Bektaşî” olarak
    tanımlamaktadır. Ancak, ne kendilerini “Alevî”, “Bektaşî”, ya da
    “Alevî-Bektaşi” diye tanımlayanlar, ne de bu konuda konuşanlar,
    sağlıklı bir bilgi birikimine ve bilimsel verilere dayanarak hareket
    etmektedirler. Örneğin, Alevilerin sayısı hakkında 6,5 milyonla 30
    milyon arasında farklı rakamlar telaffuz edilmektedir. Bu durum,
    Alevî-Sünnî sürtüşmesi şeklinde kendini gösteren veya öyle gösterilmek
    istenen gerginliğin ivme kazanmasına yol açmakta; siyasîlerin, bu
    gerilimden çıkar sağlayan istismarcıların işlerini büyük ölçüde
    kolaylaştırmaktadır. Din istismarının bir boyutu da,
    “Alevilik-Bektaşilik”le ilgili söylem biçimlerinde ortaya çıkmaktadır.
    Alevilik-Bektaşilik konusunda doğru bilgi ve sağlam belgelerle halkın
    aydınlatılması, bilinçli olarak oluşturulmak istenilen Alevî-Sünnî
    geriliminin kaynaklarının kurutulması anlamına geleceği gibi; bu bilgi
    boşluğundan yararlanarak çıkarları doğrultusunda bir
    Alevilik-Bektaşilik inşa etmek isteyen birtakım istismarcıların çanına
    ot tıkayacaktır. Bütün sorunlarda olduğu gibi, bu konuda da bize yol
    gösterecek olan bilimdir. Alevîlik-Bektaşilik konusundaki bilgi
    boşluğu, aynı zamanda ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Şiî,
    Ca’ferî, Nusayrî, Rafizî, Kızılbaş, Çepni, Tahtacı, Alevi ve Bektaşî
    kavramları genellikle birbirine karıştırılmaktadır. Bu durum, sağlıklı
    düşünmeyi zorlaştırmakta ve konunun doğru anlaşılmasını
    engellemektedir. Ayrıca, milli birlik ve beraberliğimiz de bu durumdan
    yara almaktadır.
    Alevilik, kelime olarak Hz. Ali’nin soyundan gelmek, onun soyuna
    mensup olmak anlamına gelmektedir. Hz. Ali’nin çocukları Hasan’ın
    soyundan olanlara Şerif, Hüseyin’in soyundan olanlara da Seyyid
    denmektedir. Alevi kelimesinin bu kök anlamı, tarihsel akış içerisinde
    farklılaşarak genişlemiştir. Mesela, öz be öz Türk olan Alevi
    Dedeleri’nin “Seyyid”liği meselesi, ilginç bir araştırma konusu olarak
    önümüzde durmaktadır. Soy bakımından Hz. Ali ile hiç alakası olmayan,
    ancak, silsilesi Hz. Ali kanalıyla Hz. Peygamber’e ulaşan tarikatlara
    da “Alevi” sıfatı verilmiştir. Tarihte, özellikle Zeydilerin
    gerçekleştirdikleri birtakım isyanlardan “Alevi isyanları” diye söz
    edilmektedir. Alevi, Hz. Ali’nin taraftarı olmak anlamına da
    gelmektedir. Ali taraftarlığının tarihteki sosyolojik karşılığı “Şiatu
    Ali”, ya da “Şia” olmuştur. Şia, hicri ikinci asırdan itibaren bir
    şemsiye kavram hâline gelmiş; bünyesinde pek çok fırkayı
    barındırmıştır. Ancak, bütün bu kullanılış biçimlerinin, konumuz olan
    Alevilik-Bektaşilik’le doğrudan herhangi bir ilgisinin olmadığını hemen
    belirtmekte fayda vardır.
    Türk tarihinde Alevilik, ya da yaygın kullanılışı ile
    Alevilik-Bektaşilik, 19. asrın sonlarından itibaren, Türkiye’de yaşayan
    Kızılbaş, Bektaşi, Tahtacı, Çepni, Sıraç vb. zümreleri ifade etmek için
    kullanılmaya başlanmıştır. Maalesef, bu kavramın şemsiye kavram hâline
    geliş sürecinde ve daha sonrasında, bilerek, ya da bilmeyerek bu
    grupların Sünni olmadıkları hususuna ciddi olarak vurgu yapılmıştır.
    Ancak, Sünni olmadığını söylemenin, “ne olduğunu söylemek” anlamına
    gelmediği çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Sonuçta,
    Alevilik-Bektaşilik, bir anlamda Sünnilik karşıtlığı olarak
    tanımlanmaya başlanmıştır. Bu durum, Türklük ve Müslümanlık ortak
    paydasından rahatsız olan bazı kimselerin işini kolaylaştırmıştır.
    İşte, Alevilik-Bektaşilik konusunda kafa karışıklığının en önemli
    sebeplerinden birisi de budur.

      Forum Saati Perş. Nis. 19, 2018 10:36 pm