NAKM

DEGERLI DOSTLAR UYE OLARAK BIZIMLE BU YOLDA YURUYUN...
NAKM

Norvecdeki Alevi dusuncesine sahip olan canlarin bulusma noktasi....


    Alevilerde Nevruz

    Paylaş

    ALEVI

    Mesaj Sayısı : 14
    Kayıt tarihi : 21/03/08

    Alevilerde Nevruz

    Mesaj tarafından ALEVI Bir Cuma Mart 21, 2008 6:38 pm

    Hz. Ali’nin 598’in 21 Mart’ında Nevrûz günü doğmuş olması ya da doğumunun bugüne rastlamış olması, son derece büyük bir anlam taşır. Hz. Ali gibi sayısız üstün meziyetlere sahip olan bir önderin, Nevrûz gibi her bakımdan oldukça anlamlı bir günde doğmuş olması, hem Nevrûz’un değerini yücelterek onun daha geniş bir kesimce benimsenmesini sağlamış, hem onun kişiliğinin anlamını ve gizini daha da derinleştirmiştir.

    Nevrûz Edebiyatımızda İmam Ali

    Alevi şair ve ozanları, Nevrûz’u konu edinen çokça şiir ve deyiş yazıp söylemişler. Nevrûziyye diye adlandırılan bu şiir türüne, Bâki, Nef’î , Nedîm gibi Divan şairlerinde de rastlıyoruz. Anlaşılma güçlüklerinden ötürü Divan şiirindeki söz konusu örneklere burada yer verme gereğini duymuyoruz. Pir Sultan Abdal gibi Alevi şairleri, Nevrûziyye’lerinde, Nevrûz’un anlam ve önemini, İmam Ali’nin bugünle bütünleşen doğumu olayını, kişiliğini işliyor; bugünün büyük bayram olduğunu vurguluyorlar.

    16. yüzyıl Dede ve şairlerimizden olan Pir Sultan Abdal’ın aşağıdaki bu deyişinin, kendi türünün en güzel örneklerinden olduğu kanısındayız:

    Sultan Nevrûz günü cemdir erenler,
    Gönüller şad oldu ehl-i imanın,
    Cemâl yâri görüp doğru bilenler,
    Himeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Cümle eşya bugün destur aldılar,
    Aşk ile didâra karşı yandılar,
    Erenler ceminde bâde sundular,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Erenler dergâhı rûşen bu günde,
    Doldurmuş bâdeyi, sunar elinde,
    Susuz olan kanar kendi gönlünde,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Sultan Nevrûz günü canlar uyanır,
    Hal ehli olanlar nura boyanır,
    Muhib olan bugün ceme dolanır,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Pîr himmet eyledi bugün kuluna,
    Cümle muhib bugün cemde buluna,
    Cümle eşya konar kudret balına,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Aşık olan canlar bugün gelürler,
    Sultan Nevrûz günü birlik olurlar
    Hallâk-ı cihandan ziya olurlar,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Pîr Sultan’ın eydür, erenler cemde,
    Akar çeşmim yaşı her dem bu demde,
    Muhabbet ateşi yanar sinemde,
    Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

    Pir Sultan Abdal, "Sultan Nevrûz günü cemdir erenler" deyip herkesi "ceme dolanma"ya çağırıyor. "Aşık olan canlar"ın Sultan Nevrûz günü bir araya geldiklerini, "birlik" olduklarını söyler. "Cümle eşya bugün destur aldılar" dizesi ile de, Nevrûz gecesinde, sabaha doğru "cümle eşya"nın secdeye kapanıp "destur" yani izin alıp, varlıklarını yeni süreçte veya girilen yeni yılda da devam ettirmek istediklerine işaret eder.

    Yine Hüsnü Baba, Nevrûziyye’lerinden birinde bu konuyu anımsatır ve Kuran’ın Nevrûz günü vahyedildiği inancını yineler:

    Geldi dünyaya bu dem lütf-u adâletle Ali
    Nûra gark oldu heman arz-ü semavât-ü celi
    Cümlece ins ile cinn yüz sürüp dedi belî
    Ehl-i islama bugün vahy ile Kur’an geldi

    Bu dörtlükte yeralan Cümlece ins ile cinn yüz sürüp dedi belî dizesi ise Nevrûz’da veya Mart Dokuzu’nda, "ins ile cinn" cümle mahlukatın, bütün varlıkların secdeye gelerek "yüz sürüp" ikrar verdiklerini, yani "beli" dediklerini belirtir. Özellikle Türkiye’de yaşayan Aleviler arasında yaygın olan bir inanca göre, bu gece yarısından sonra, ağaçlar ve diğer varlıklar secdeye gelirken, bir çok değişiklikler olur, hatta derelerde su yerine süt aktığına inanılır. Kim o sırada suya girip yıkanır ve o secde anını gözetlerse, tüm günahlarından arınır, Hak nezdinde makul olup büyük sevap kazanır. Bu yüzdendir ki, ağırlıkla Dersim, Erzincan, Sivas gibi yörelerde, kimi yaşlılar, söz konusu gece, suların soğukluğuna aldırış etmeden derelere koşup yıkanmak için çaba gösterirler.[/B]


    Kurtler’de Nevruz

    Kurtlerin tarihine baktigimiz zaman, M.O. 2600 yilinda Gutiler ismi altinda, Kral Kamassi yonetiminde bir Kurt devleti kuruyorlar. Gutiler M.O. 2649 yillarinda Sumer ve Akatlari yenerek 225 yil hukumdarligini surduruyorlar. M.O. 2360 yillarinda ayni Kurt asiretlerinden meydana gelen Gutiler ile Lolular birlesince, butun Mezopotamya’ya hakim olurlar. M.O. 2150 yillarinda Lolular, Sus, Kimas, Urbilum, Erbela Asiretleri Gutiler’in merkezi otoritesi altindan ayrilirlar. Boylece Gutiler Devleti zayif dusurulur. Gutiler’in zayiflamasini firsat bilen Ur devleti, Gutilere savas acar. M.O 2120 yilinda Gutiler’i yonetimine son verilir. Lolu ve Guti asiretlerinin bir kismi, Ermeni Krali Tigran’nin etrafinda toplanirlar. Zagros daglrina ceilerek her asiret kendi agasi tarafinden yonetilir. Doga anlamina gelen”Heni Kuti Amerdin “ Anzan” adinda bir devlet kuruyorlar. Met Imparatorlugu M. O. 612 yillarinda Asurlari ortadan kaldirilnca, bu Kurt asiretleri de Metler’e baglaniyorlar. Iste o zamanlarda Iranlilar ve Kurtler arasinda yapilan geleneksel Nevruz Bayramlari, halkar tarafindan kirlara cikilarak coskulu bir sekilde kutlanirmis. Mezopotamya’da Met Imparatorlugu tarafndan dagitilan bu Kurt asiretleri, asiret duzeyinde yasamlarini surdururler. Baska asiretler de Zagros daglarinda hakimiyetini surduren zalim Dehaglilar’a bagli onlarin hakimiyeti altinda yasiyorlardi. Iste bunlarin icinde yasayan Demirci Kave ismindeki insan, Nevruz bayramlarinda bir araya gelen kalabalik insanlari orgutler ve baskaldirir. Bas kaldiran Demirci Kave M.O. 612 yillarinda, Yezidi, Hiristiyan ve Zerdust Kurtlerini toplar. Milleti zulmu altinda inleten, zalim Degah kralligini yikar, “ Derefse Kave” devletini kurar. Demirci Kave calisirken kullandigi deriden yapilmis is onlugunu de kymetli mucevher taslarlar susleyerek Direfse Kave devletinin bayragi yapar. 78 yil hakimiyet suren Direfse Kave devletini, Pers Krali Sirus M.O. 534 tarihinde isgal eder. Direfse Kave hakimiyetini tarihten siler. Kiymetli taslarla suslenmis, bayrak olarak bilinin demirci onlugunu de, harp ganimeti olarak Iran’a goturur. Cok kiymetli taslar oldugu icin, hazinede kutsal bir emanet gibi mahafaza edilir.

    Islam peygamerinden sonra, M.S. 642 tarininde Omer zamaninda Sad Ibni Vakkas kumandasindaki Arap ordulari, Iran’i isgal edip, Islam dinini kabul ettirdikten sonra, o zamana kadar Iranlilar tarafindan muhafaza edilen kiymetli taslarla islenmis Kurt bayragini, harp hanimeti olarak Sad ibni Vakkas tarafinden alinir. Omer’e goturulur. Omer de uzerindeki kiymetli taslari, harp ganimetli olarak alir. Deri onlugun kutsal sayilmasini, Muslumanliga aykiri gorerek yakar. M.O. 2760 yilinda Iran kulturunde varligini gosteren Nevruz bayrami, daha sonralari diger toplumlarin da kulturune girmistir. Kis sikintisinin sonumu, bahrin gelisini mujdeleyen bayram olarak dunyada kutlanirken, yalniz Mezopotamya, Dicle kirmanc Kurtleri “Demirci Kave Ihtilali “olarak etmisler.
    M.O. 612 yilinda 21 Mart o gunden bugune kadar, yine ayni Kurtler tarafindan Kurtulus Bayrami anlamiyla kutluyorlar. Nevruz Bayramlarinda yaptiklari birtakim taskinliklar ile cevrelerine verdikleri rahatsizlika kendileri icin bir kurtulus gunu olacaginin imajini veriyorlar. Kafkas ve Aras Kurtleri olan, orta Anadolu’ya yerlesen, Ankara, Cankiri, Eskisehir, Afyon, Konya, Nevsehir, Yozgat, Kirsehir, ve Aksaray’da yasayan Kurtler, Kave ihtilanini tanimazlar. Nevruz bayramini aynen Iranlilar veya Turkler gibi kutlarlar.

    ALEVI

    Mesaj Sayısı : 14
    Kayıt tarihi : 21/03/08

    Geri: Alevilerde Nevruz

    Mesaj tarafından ALEVI Bir Cuma Mart 21, 2008 6:39 pm

    Türkler’de Nevruz

    Nevruz kelimesi Farsca’dan gelen bir kelimedir, Turkce anlami “yeni gün” demektir. Eski Turkler ile Iranlilarin takvimlerine gore, yil basi kabul ettikleri gundur. Gunesin Koc burcuna girdigi gun olarak, Miladi takvime gore 22 Mart, Rumi takvime gore 9 Mart’a rastlamaktadir. Tarihte Gokturklerin, M.S. 120 yillarinda, dusmanlari tarafinden yurtlari isgal edilmistir ve dusmanlarina tamamen yenilmislerdir. Birinci Gokturklerin tamemen haritadan silinmistir. Gokturk Hani Ilhan ‘in oglu Kayan ve yegeni Tukuz, hanimlariyla birlikte yavanlarini da alarak sarp ve yalcin daglarin aralarina kacarak canlarini kurtarmislar. Cok guc ve zor olan sarp daglarin arasinda kendilerine yurt edinecek yer arayan amca, yegen daglari astiktan sonra cok guzel verimli yuksek bir dag yaylasini bulurlar. Etrafi yalcin daglarla cevrili, hic bir tarafa gecit vermeyen, etrafi orulmus bir kale kadar emniyetli olan bir yaylada goclerini kururlar. Ba yaylanin adini de emniyetli kale anlamina gelen “ Ergenekon” adini verirler. Tarih kaylarina gore bu yaylada 400 yil kadar yasarlar. Her iki aileden de buyuk kabileler meydana gelir. Kayan soyundan gelenlere, “Kiyatlar”deniyor. Tukuz soyunden gelenlere de, “ Tukuzlar” deniyor. Cogalan bu iki kabilenin artik bu kucuk yaylada gecimlerini temin etmeleri imkansizlasiyor. Bir yerlere gocmeleri, o kucuk yayladan disari cikmalari kacinilmaz oluyor. Bu sikintili yasam suresi icerisinde kendilerine cikis yollari atamaya basliyorlar. Uzun arastirlamalardan sonra yollarini kesen yalcin kayanin demir madeni oldugunu kesfediyorlar. Baska bir taraftan cikamamayacalrini iyi bildikleri icin demir madeni olan yalcin kayay ertmekten baska careleri olmadiklarini anliyorlar. Tak careleri bu kayay biraz olsun yol verecek kadar eritmektir. Yillarca kayanin etrafia cok buyuk miktarda ust uste odun yigiyorlar. Odunlarin kayayi eritecegine kanaat geterince yigmak yaptiari odunlari ateslilyorlar. Gunlerce yanan ates, kayayi biraz ertince gecilecek kadar bir yol acilmis olur. Iste Gokturkler’in Ergenenkom yaylasindan cikmalari 21 ile 22 Mart gunlerine rastlar. O tarihten sonra Turker arasinda Nevruz bayrami, veya Bozkurt bayrami olarak, bir kurtulus bayarmai anlayisiyla kutlarir. Cin kaynaklarina baktigimiz zaman, eski Turk kabileleri arasinda Ergenekon yaylasina”Ejdat Magarasi “ gozuyle bakilir ve anilirmis. Ergenekonb’dan cikan Gokturkler M.S. 525 tarihinde ikinci Gokturk devletini kurarlar, 200 yila yakin yasayn Gokturkler’in ulkesi, M.S. 743 tarihinde Ugur Turkleri tarafindan isgal edilir. Boylece Gokturkler tarihten silinirler,Gokturkler, her ne kadar tarihten silinsler de diger Turk kavimeri, demir kayanin ertilirek yol acilmasini Nevruz gunu olarak kabullenirler. Sembolik olarak da, Nevruz gunu kabile reislerininin veya devlet adamlarinin örste demir adeti, bu gune kadar gelenek olarak devam etmektedir.

    Iranlilar’da Nevruz

    Tarihlere baktigimiz zaman Nevruz bayrami, Zerdusti Iranlilardan kalma, Fer-verdi ayninin ilk gunu olan Nevruzu, yeni yilin ilk gunu olarak kabul ederler ve bugunu bayram olarak kutlarlarmis. Milattan once 558 yillarinda, Iran hanedanlarinden “Ahemenidler” zamaninda resmi yil olan Nevruz da, gunesin koc burcuna girdigi zaman baslarmis. Halk Nevuz dolayisiyla buyuk senliklar yaparmis. Birbirlerini su ile islatirlarmis. Buyuk atesler yakip, uzerinden atlarlarmis. Iran hukumdarlari o gun halkin isteklerini yerine getirmek icin, halka yiyecekler, hediyler dagitirlarmis. Hatta Hukumdarlar Mahkemeler kurdurarak ortada olan haksizliklari bertaraf edip halki olan mazlumlarin haklarini verirlermis. Iranlilar’in tarihine baktigimiz da, Nevruz bayraminin mucidi olduklari ortya cikiyor. Iranlilar’da Nevruzun ortaya cikmasiyla ilgili bircok rivayet gunumuze kadar gelmektedir. Bu rivayetlerin en kuvvetlisi ve en fazla konusulan, bircok yazar tarafindan da kaynaklara gecen rivayetlerin bir tanesi sudur: M/O 1176 yilinda, efsanevi Iran hukumdarlarindan Cemsid Azerbaycan’i isgal eder, sonrada donup Babil uzerinde “Babil’e”girer. Dogan gunesin isikari Cemsid’in tahtina vurunca etrafa yansiyan isiklarin etkisinde kalan halk, bunu, kurtuluslari olarak babul eder. Kurtuluslarinin ikinci gunesi dogdu anlaminda yapilan senlikler, 22 Mart tarihine rastlar. Yuksek yaylalarda 15 Mart’tan sonra yer yer kalkan karin altindan cikan ciceklerin adi Farsca”Nevruz” dur. Bu cicegin cikis zamani, bir anlamda kisin, sogularin, sikintilarin bittigini simgeler. Baharin gelecegini mujdeler. Iste M.O. 1176 yillarinda baslayan bu senlikler, tam da Nevruz ciceginin cikigi gunler rastlar. Bu senlikleri yapan insanlarin zamanla senliklerin ismine “Nevruz” ciceginin ismini taktiklari ihtimali uzerinde tarihciler fikren birlesiyorlar.
    Ikinci rivayete de Kral Cemsid, Mazenderan ormanlarinda avlanirken zehirli bir yila gormus. Yilani vurmak icin attig ok, kayaliklara carparak cikarttigi kivimcimla oradaki kuru otalar ates alarak yanmistir. Atesi ilk defa goren Iranilar, koruku ile atese secde etmisler. Onu mukaddes saymislar. Karanliklari yok ettigi ianciyla atesin devamli yanik tutulmasina calismislar. Bunun icin “Atesgeda” denilen tapinaklar yapmislar. Iste bu ikinci rivayate gore de, atesin bulundugu gun, yapilan senliklere Iranlarilarca “Nevruz” bayrami adi verilmistir.
    Ucuncu rivayete gore de, Tanri’nin yeryuzunu Nevruz’da yarattigini, ademi o gun halk eyledigini, yildizlari o gun burclarina dagittigi gun oldugunu rivayet ederler. Buna benzer daha bircok rivayet olmasiyla beraber, butun milletlerin tarihcesinde gorulmektedir.Iran kulturunden gelen 4000 seneye yakin bir zaman dilimi icerisindeki Nevruz bayrami, Turkleri, Kurtleri ve daha bir cok milletleri etkilemis, bir baska deyimle cesitli kulturlerin de icinde yerine almistir. Bilim adami Henri Masse, Nevruz bayramini soyle anlatiyor. “Kisin pisligini, sikintisini geride birakan, baharin aydinligini, huzurunu mujdeleyen gundur”. Tarihin bize getirdgi bilgilere gore, eski Iranlilar Nevruz bayramindan 15 gun once, bugdayi suya koyup cimledirmeye baslarken, bir yandan da, evlerinin her tarafini temizlerler. Butun kaplarinin kalaylarlar. Ekonomik durumu iyi olanlar, eski elbiselerini, esyalarini atar, yerine yenisini alir giyerlermis. Bugdayi cimlendirmeleri, bol mahsul ve bereket getirir inancina dayaniyor. Eskileri atip, yenilerini almak ve giymek, olan butun sikintilari atip, ferhah kavusma anlamindadir. Yilin son carsambasina “Sur” denilmektedir. Turkce’de buna “kara Carsamba”denir. Iranlilarca bu carsamba, yilin en sanssiz gunu kabul edilmektedir. Bu sebeple o gun hic kimse salismaz, hic bir is yapilmaz. Carsamba aksami elinde bir kase ve kasik bulunan carsafli kisiler, kapi kapi dolasarak yiyecek vs toplarlar. Ev sahipleri bu kisilerin yuzlerini acmaya calisirlar, cunku buyuk bir ihtimalle yakin akrabalarinin espriyleriyle karsilasirlar. Bu ve bunun gibi bir cok sayamayacagimiz adetler vardir. Gencler baslarinin uzerinde tuz tepsileri ile ev ev gezerler. Vardilari evlere bir avuc tuz verirler. Karsiliginda yiyecek veya para olarilar. Topladilerinin goturur eglence yerinde topluca lullanirlar. Kirlara cikar, cegdem cicegi tplarlar. Getirir oynadiklari evin orta diregine asarlar. Onun etrafindan kizler ve oglanlar birlikte turku soyleyerek oynarlar. Bekar kizla, bekar olanlar niyet tutarlar. Yeni senenin baslama saatini de daha evvelden tespit ederler. O tespit ettikleri saat gelince, “Tevil Duasi” (digistirme cabasi) dedikleri, yeni senenin baslama duasini yaparak yeni seneye baslamis olurlar. M.S. 642’de Iranlilar, Sasaniler’in egemenligindeydiler. Halife Omer’in Sad ibni Vakkas kumandasindaki Arap ordularinin, Iran’is igal edip Islam dinini kabul ettirdikleri zamana kadar bu adetler devam ediyormus. Islam dinini kabullenen Iranlilar halen bu geleneklerini kismen de olsa devam ettiriyorlar.

    Saygilarimla

      Forum Saati Perş. Nis. 19, 2018 10:51 pm