NAKM

DEGERLI DOSTLAR UYE OLARAK BIZIMLE BU YOLDA YURUYUN...
NAKM

Norvecdeki Alevi dusuncesine sahip olan canlarin bulusma noktasi....


    ŞAH HOCA AHMET YESEVİ VE DİVANI HİKMET'İ 8 VE MÜNACAT

    Paylaş
    avatar
    ali ekiz

    Mesaj Sayısı : 47
    Kayıt tarihi : 20/03/08

    ŞAH HOCA AHMET YESEVİ VE DİVANI HİKMET'İ 8 VE MÜNACAT

    Mesaj tarafından ali ekiz Bir Perş. Mart 20, 2008 7:06 pm





    HİKMET-141



    Tevbe eyleyip Hakk’a yanan âşıklara



    Cennet içinde dört pınarda şerbeti var.



    Tevbe kılmayıp Hakk’a yanmayan gâfillere



    Dar kabirde sert azab hasreti var.



    Cennet mülkünü uman kullar tevbe eylesin



    Tevbe eyleyip Hazret’ine yakın olsun;



    Hûri kusûr, gılman, vildan hizmetçi olsun



    Rengarenk giyer şeref kaftanı var.



    Tevbe eyleyen âşıklara nuru erer



    Gece gündüz oruçlu olsa, gönlü ışır



    Ne zaman ölüp kabre girse, kabri genişler;



    Kadir Rabb’im, Rahim, Rahman rahmeti var.



    Tevbesizler bu dünyadan geçmez sanır



    Ölüp gitse, kabir azabını görmez sanır



    Kıyamete gün Arasat’ın tanı atmaz sanır



    Heyhat-heyhat, feryad-figan günleri var.



    Namaz, oruç, tevbe üzere varanlara,



    Hakk yoluna girip adım atanlara



    Bu tevbe, ile oraya varanlara,



    Bağışlanmış kullar ile sohbeti var.



    Namaz ile oruçları ateşini alır



    Alem halkı sevinip onu Hakk’dan diler



    Kıyamet günü görüp onu onlar dinler



    Ne kul imiş bu saadet, nusreti var.



    O pınarlar kimedir, bil onu



    Tevbe kılan âşıklara içirir onu;



    Tevbesizler o pınardan içmez suyu;



    Ona içirir zehir-zakkum şerbeti var.



    Kıyametin bir günü elli bin yıl kadar olur



    Bu dünyanın sayısı ile bil nice olur



    Kıyamet günü yetmişbin yıl ateşte kalır



    Tevbe eyleyen kullar yanmaz mühleti var



    Her kim Hakk’ın kulu olsa, Hakk’a yansın



    Hakk’a yanmaz kendisi diyen ötye gitsin



    Kul Hoca Ahmed nasıl burada makam bulsun;



    Gece gündüz korka durur, korkusu var…



    HİKMET-142



    Hikmet ile o yokluktan var eyledi;



    On sekiz bin cümle âlem hayrandır.



    “Kalû bel┠diyen kullar pay aldı;



    Sükut eden kulların dini virandır.



    Hakk Teâlâ iman armağan eyledi bize;



    O Mustafa Hakk Rasûlu idi bize;



    Salât-selâm söylesen, kuvvet verir dinimize;



    Yok ise, benim yaptıklarım yalandır.



    Önce “elestü birabbikum?” dedi Hüda



    “Kalû bel┠diyerek ruhlar eyledi seda;



    Ağlayıp geldik eşiğine bütün kullar



    Lutfeylesen, yüz bin âsi sevinçlidir.



    Tevbe eylesem, bağışlar mı Kadir İlâh;



    Yok ise ne yaparım orada, ben yüzü siyah;



    Sabaha varsam, el ve ayak bütün tanık;



    Hakk önünde bütün işler kolaydır.



    Ağlamayım mı, geçti ömrüm, ey sultanım;



    Kabsab geldi karanlık, çık ayım



    Senden başka yok kurtarıcım, sığınağım;



    Gece gündüz dilediğim imandır.



    Ümmet için Rasûl daima kaygı çekti



    Dileyip ümmet günahını Hakk’tan aldı;



    Gece gündüz namazda durdu, Tanrı’m bildi;



    Dilde ümmetim der, gönülde yalandır.



    Ümmet olsan, Mustafa’ya bağlı ol



    Dediklerini can ve gönülde sen de eyle



    Gece namazda, gündüzleri oruçlu ol



    Gerçek ümmetin rengi tıpkı samandır.



    Sünnetlerini sıkı tutup ümmet ol



    Gece gündüz salat-selâm söyleyip yakın ol



    Nefsi tepip mihnet yetse, rahat ol



    Öyle âşık iki gözü giryandır.



    Kul Hoca Ahmed, nefsten daima ayrı ol



    Kavrulup pişip derdi ile tamam ol



    Gece gündüz dinmeden ağlayıp kul ol



    Derdini çeksen, Tanrı senden râzıdır…



    HİKMET-143



    Cennet cehennem çekişir, çekişmekte beyan var;



    Cehennem der: “Ben üstün, bende Firavn, Hâmân var”



    Cennet der: “Ne dersin, sözü bilmez söylersin;



    Sende Firavn olsa, bende Yûsuf Kenân var.”



    Cehennem der: “Ben üstün, cimri kullar bende var



    Cimrilerin boynunda ateşli zincir-kelepçe var.”



    Cennet der: “Ben üstün, peygamberler bende var;



    Peygamberler önünde Kevser, hûri-gılman var.”



    Cehennem der: ” Ben üstün, tersa, cuhûd bende var



    Cühud tersa önünde türlü azap-inleme var.”



    Cennet der: “Ben üstün, mü’min kullar bende var;



    Müminlerin önünde türlü nimet-elvan var.”



    Cehennem der: ” Ben üstün, zâlim kullar bende var



    Zâlimlere vermeğe zehir, zakkum çokça var.”



    Cennet der: “Ben üstün, âlim kullar bende var



    Alimlerin gönlünde âyet, hadis, Kur’an var.”



    Cehennem der “Ben üstün, münafıklar bende var



    Münafıklar boynunda ateşten tasma-kelepçe var. “



    Cennet der: “Ben üstün, zâkir kullar bende var



    Zâkirlerin gönlünde Sübhan’ın zikri ve fikri var.”



    Cehennem der “Ben üstün, namazsızlar bende var



    Namazsızlar boynunda yılan ile çıyan var.”



    Cennet derki: “Ben üstün, cemal görmek bende var



    Cemalini göstermeğe Rahim adlı Rahman var.



    Cehennem orada tek durdu, cennet özürünü söyledi,



    Kul Hoca Ahmed ne bildi, bildirici Yezdan var…



    HİKMET-144



    Şüphesiz bilin, bu dünya bütün halktan geçer ha;



    İnanma malına, bir gün elden gider ha.



    Ata, ana, kardeşler nereye gitti, fikir eyle



    Dört ayaklı tahta at bir gün sana yeter ha.



    Dünya için gam yeme, Hakk’tan başkasını deme,



    Kişi malını yeme, Sırat üzerinde tutar ha.



    Çoluk-çocuk, kardeş hiç kimse olmuyor yolda ş,



    Yiğit ol garip baş, ömrün yel gibi geçer ha.



    Kul Hoca Ahmed ibadet eyle, ömrün bilmem kaç yıl,



    Aslını bilsen su ve toprak, yine toprağa gider ha…



    *****************
    avatar
    ali ekiz

    Mesaj Sayısı : 47
    Kayıt tarihi : 20/03/08

    Geri: ŞAH HOCA AHMET YESEVİ VE DİVANI HİKMET'İ 8 VE MÜNACAT

    Mesaj tarafından ali ekiz Bir Perş. Mart 20, 2008 7:08 pm

    MÜNACÂT



    Münâcât eyledi Kul Hoca Ahmed;



    Allah’ım eyle kuluna rahmet.



    Garip Ahmed sözü aslâ eskimez;



    Eğer yer altına girse, çürümez.



    Yine mensuh olup o hâr olmaz;



    Okuyan bağlılar hasta olmaz.



    Okuyana eylerim orada şefkat;



    Kıyamette eyleyim şefaat.



    Allah’ım eylese nasip bana cennet,



    Okuyanlara eylerim şefaat.



    Dileği her ne olsa Tanrı vere;



    Muhabbet şevkini gönlüne koya.



    Cemalini gösterip Perverdigâr’ım,



    Kendi yoluna koysun Bir ve Var’ım.



    Allah’ım eylesin mahşerde sevinçli



    Kıyamet günü temiz Zâtına sırdaş.



    Duaya katılıverse her müslüman,



    Ölür vaktinde götürür iman nuru.



    Benim hikmetlerim âleme dolan;



    İşitmeden her kim ölse, eyler arzu.



    Benim hikmetlerim dertliye derman;



    Kişi pay götürmese, o yolda kalan.



    Benim hikmetlerim âlemde destan;



    Ruhum gelse, eyler sohbeti bostan.



    Benim hikmetlerim hadis hazinesidir



    Kişi pay götürmese, bil habistir.



    Benim hikmetlerim talibin rızkı



    Eğer binlerce olsa cürmü, fikri.



    Benim hikmetlerim Sübhan’ın fermanı



    Okuyup bilsen, hepsi Kurân’ın anlamı.



    Benim hikmetlerin âlemde sultan;



    Eyler bir anda çölü gül bahçesi.



    Benim hikmetlerim muhabbetin şevki,



    Gözünün yaşına eyleye teharet.



    Namazına Resulullah imamı;



    Onun soyu melekler tamamı.



    Kırılmışlık ile kıldığı namazı,



    Kabul olur onun Hakk’a niyazı.



    Benim hikmetlerimi âşığa söyleyin



    Gönlü ayna gibi sadıka söyleyin.



    Tamamı kör, sağır, bâtını boş;



    Bütün iklimi gezdim, bulmadım sâf.



    Benim hikmetimi sarrafa söyleyin;



    Allah’ım, Kerem sahibi Vehhabâ söyleyin.



    Adalet padişahı, bir adı sâdık;



    Eyler bir anda vaslına lâyık.



    Benim hikmetlerimi cahil işitmez;



    Gönlü-kalbi kara, öğüdümü almaz.



    Hatadan habersiz; Allah’a inkarcı



    Edepsiz, hayasız, dünyada pirsiz.



    Yazısını yazsa her kim, nesir yazsın;



    Nesirle yazarak maksada yetsin.



    Dini, imanı yok, İslâmı viran;



    Kıyamet tanı atsa, yolda kalan.



    Pir-i kâmil’i görmeden Şeyh-i Şan’an,



    Allah eylemez kabul, okusa Kur’an.



    Kendini şeyh sanır, torbası boşmuş;



    Yirmi beşe yetmeden onun yaşı.



    Nasihatlar eyler yaşlı ve gence;



    Kendisi ayırd etmeden iyi-kötüyü.



    Onların sözleri zalimi saldır,



    Şeriat ehli bu gibilerden utanır.



    İnansın diye bunu bir nice akılsız



    Eylerler velilerden bunu nakil.



    Koyup tuzağını geçitlere pirsiz.



    Dili yalan ve hile, yaptığı tezvir.



    Onun hilesi olur şeytandan üstün



    Kalkar yüzü kara mahşerde tanla.



    Onların görmeyin yüzünü asla



    Onun gibi lânetliden eyleyin perhiz.



    Hal dili ile ben görmezi söyledim



    Hakikat söz ile cahili çekiştirdim.



    Eğer alim olsa, canım sadaka



    İnci ve cevher sözümü işitip anla.



    İnci ve cevher sözünü aleme saçsa,



    Okuyup anlasa, Hakk’ın kelamı’nı açsa.



    O âlime can kurban eylerim;



    Bütün ev-barkımı ihsan kılarım.



    Hani âlim, hani amel işleyen dostlar?



    Allah’dan söz etse, siz can veriniz.



    Gerçek âlim yastığını taştan yaptı



    Ne anladı onu âleme söyledi.



    Kendini bildi ise, Hakk’ı bildi;



    Allah’dan korktu ve insafa geldi.



    Benim hikmetlerimi bilgin işitsin;



    Sözümü destan eyleyip maksada yetsin.



    Benim hikmetlerim fiili veya kavli



    Kâlbi gönlünde olsa Mevla’nın zikri.



    Benim hikmetlerim bir pir-i kâmil;



    Hangi kul Allah’a olsa mail.



    Benim hikmetlerimi çok kişilere söyleyin



    Dua-tekbir eyleyip rahmete batın.



    Benim hikmetlerim kudretli bir pir;



    İşitenler olur sarhoş ve şuursuz.



    Diri olsa cihanda hâr olmaz;



    Okuyan bağlılar hasta olmaz..



    Kıyamette ona yol gösterici olurum;



    Eğer dertli olsa, dermanı olurum.



    Eğer yüz yıl gösterici olurum



    Eğer yer altına girse, çürümez.



    Allah eyleye onu cehennemden âzad;



    Ebedi cennetinde eyleye şâd.



    Eğer hikmet okusa insanlar



    Olur oğul bana o has talib.



    İşitip hikmetimi kulağa alan



    Armağan eyler ölür vaktinde iman.



    Yesevi, hikmetini bilgin işitsin;



    İşitenler bütün maksada yetsin.



    Mücevher hazinesinden bir parça alsın;



    İşitmeyen hepsi hasrette kalsın.



    Kişi hikmet işitse canı ile,



    Çıkar canı onun imanı ile.



    Kulağa almazsa bu sözü cahil



    Ona insan deme; o hayvan soylu.



    Allah’ım sözünden çıkan bu hikmet,



    İşitene yağar rahmet yağmuru.



    Benim hikmetimi kim tutsa sıkı



    Allah eyleye onu elbette gamsız.



    Girer cennet içine şen-şakrak



    Allah’ım eyleye sevinçli ve neşeli.



    Benim hikmetlerim Hakk’ın övgüsü



    Muhabbet ehlinin derdinin devası.



    Benim hikmetlerim şeker ve baldır



    Bütün sözler içinde baha biçilmezdir.



    Benim hikmetlerim Allah’ın nimeti



    Seher vaktinde dese, “estağfirullah”.



    Onun lanetli şeytan tutmaz yolunu;



    Muhammed Mustafa alır elini.



    Peygamber ümmetim deyip mehri ister



    Şeytanın Allah’ım kendisini yakalar.



    Benim hikmetlerimi dertsize söylemeyin;



    Baha biçilmez cevherimi cahile satmayın.



    Yesevi hikmetinin değerini anla,



    Aşk küpünden meyi bir damla tad.



    Aşk küpünden kişi bir damla tadınca



    Allah’ın vaslına bir yola batar…

      Forum Saati Perş. Nis. 19, 2018 10:43 pm